Bazı kişler hızlı zayıflamak için Şok Diyet adı
verilen veya ''3 günlük şok diyet'' veya ''bir haftalık şok'' diye
adlandırılan diyetlerle zayıflayabileceklerini sanırlar. Oysa bilimsel
literatürde böyle bir diyet şekli yoktur. Zaten 3 günde vrya bir haftada
zayıflatan diyet kalorisi çok düşük olan diyetlerdir ki bunlar genelde
800 kalorinin altında olup sağlığa zararlıdır. Bu diyetler nedeniyle
kişide kanda sodyum ve potasyum gibi mineraller azalır, kalp ritim
bozuklukları, adet ve seks bozuklukları görülebilir. Bu nedenle şok
diyetleri önermiyoruz.
ŞOK DİYET YERİNE NE YAPMALI?
Bir kişi zayıflamak istiyorsa öncelikli olarak kilo
almasına neden olan hormon veya metabolizma bozukluğunun saptanması
gerekir. Önce obezite ,ile uğraşan bir ENDOKRİN uzmanına başvurarak
kendisinde hangi metabolik bozukluğun olduğu ortaya konmalıdır.
HORMON BOZUKLUĞU SİZİ ZAYIFLATMAZ
Çabu kilo alıyor ve zor kilo veriyorsanız sizde
hormon bozukluğu vardır. Özellikle Hashimoto hastalığı, guatr, insülin
direnci, prolaktin, kortizol gibi hormon bozukluklarının araştırılması
ve ona uygun bir tedavinin yapılması gerekir. Aksi takdirde ne diyeti
yaparsanız yapın biraz kilo verseniz bile hızla kiloları geri alırsınız.
EN İYİ DİYET HANGİSİDİR?
En sağlıklı ve bilimsel diyet veya beslenme şekli Gİ
DİYETİ yani glisemik indeks diyetidir. Gıdaların glisemik endeksi yani
kan şekerini yükseltme gücüne göre gıdaların seçimini yapmak ve akılcı
karbıonhidat tüketimi yapmak en uygunudur.
Gİ DİYETİ NASIL YAPILIR?
Yüksek glisemik indeksli (GI) yiyecekler, düşük GI
yiyeceklere göre tokluk kan şekerinde ve yemek sonrası 2 saatlik kan
şekeri cevabında daha çok artışa neden olurlar. Dünya Sağlık Örgütü
sağlıklı yaşam için nişasta içermeyen polisakkaritlerden oluşan, düşük
GI’li karbonhidrat ağırlıklı diyetin (Enerjinin %55’inden fazlası
karbonhidrattan) tüketilmesini desteklemektedir.
Besinlerin kısa süreli doyurucu etkileri
incelendiğinde düşük GI’li besinlerin yüksek olanlara göre daha doyurucu
olduğu bulunmuştur. Yüksek GI ‘li öğünler, düşük GI’li öğünlerle
karşılaştırıldığında yemek sonrası dönemde, kan şekerinde daha fazla
yükselme ve düşmeye ve insülin düzeylerinde daha fazla artışa sebeb
olurlar. Sonuç olarak ileri saatlerde yağ asitlerinde ve kan şekerinde
daha fazla düşüşe ve acıkmaya neden olurlar. Düşük GI li gıdalarla ise
insülin fazla yükselmediğinden kan şekeri fazla düşmez ve açlık olmaz.
Düşük GI’li besinlerin tüketilmesinin obez çocuklarda
vücut kitle indekslerinde (kilolarında) daha fazla azalmaya neden
olduğu bildirilmiştir
Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenince insülin
hormonunda azalma ve enerji artması oluştuğu gibi yağ depolanması azalır
ve mevcut yağlar yakılmaya başlar. Sonuçta da kilo kaybı oluşur. Düşük
GI’li beslenme kilo kaybını 2 mekanizmayla yapar:
1. Doygunluğu artırarak
2. Yağların yakılmasını artırarak
Düşük GI’li gıdalar yüksek GI’li gıdalara göre daha
uzun süre tok tutarlar ve bu nedenle sonraki öğünde daha az yemeyi
sağlarlar. Bir yemekteki GI oranını % 50 artırdığınızda doygunluk
hissinde % 50 azalma olmaktadır. Doygunluk hissindeki bu artış
bağırsaktan salgılanan kolesistokinin hormonunun düşük GI li diyetle
daha fazla artış göstermesine bağlıdır.
Diğer diyetlere karşılık bu Gİ diyetinin faydalı
olmasının nedeni insülin direncini kırmasıdır. 1200 kalorinin altında
diyet yapmak insülin direncini arttırır ve kilo aldırır. Kilo vermek
için acıkmanın ve tatlıya saldırmanın önlenmesi gerekir. Bunun yolu da
düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmekten geçmektedir.
Diyetteki yağı azaltmakla veya toplam kaloriyi çok
azaltmakla veya karbonhidrat miktarını çok azaltmakla açlık hissi
baskılanamaz ve tekrar kilo alırsınız. Düşük glisemik indeksli
beslenmede aç kalma veya özel bir beslenme şekli, yani bir gıdaya dayalı
beslenme, yoktur.
Düşük glisemik indeksli beslenme ile
1. Yemeklerden sonra oluşan uyku basması, öğleden
sonraları oluşan enerji kaybı, halsizlik yok olur. Enerji kaybı veya
halsizlik yemek sonrası oluşan insülin ve şekerdeki dalgalanmalardan
kaynaklanmaktadır. Beyine yeterli glukoz geldiğinden konsantre
olursunuz. ve yorgunluğunuz ortadan kalkar.
2.Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, tansiyon, depresyon
ve bazı kanserler önlenir.
3.İyi uyku uyursunuz.
4. Acıkma nöbetleri azalır ve kalkar
Normalde acıkma vücudun yemek ihtiyacı olunca ortaya
çıkan bir durumdur. Ancak acıkmanın vücudun ihtiyacı olmadığı zamanlarda
oluşması normal değildir. Bu nedenle de ihtiyaç olmadan yemek yenildiği
için kilo alınır. Normal olmayan bu acıkma atakları kandaki insülinin
dalgalanmasından oluşur. Yüksek Gİ’li karbonhidrat yenince kan şekeri ve
insülin hızla yükselir ve sonra kan şekerini hızla normalin altına
indirir ve tekrar acıkma oluşur. Tekrar tatlı bir şeyler yerseniz aynı
durum tekrar eder gider. Eğer bu acıkmalar sırasında yüksek GI’li gıda
yerine düşük GI’li gıda yenirse acıkma nöbetleri azalmaya başlar.
Acıkma ataklarını stres de artırabilmektedir. Stres
artınca tatlı gıdalara yönelme olmasının nedeni beyindeki serotonin
denen mutluluk hormonunun bu gıdalarla artması yüzündendir. Stresle
artan kortizol hormonu da serotonini azaltmaktadır. İyi uyuyamayan
kişilerde de acıkma atakları olma nedeni serotonin azlığındandır.
KAYNAKLAR