Açlık Kan Şekeri 90 mg/dl Üzeri Tehlikeli
Daha önce yapılan araştırmalar ve kriterler ile açlık kan şekeri 100 -126 mg/dl arası ise gizli şeker, 126 mg/dl ve üzeri ise şeker hastalığı (diyabet) tanısı konmaktadır. Yaptığımız yeni araştırmalar açlık kan şekeri 90 mg/dl ve üzerinde olan kişilerde de gizli şeker hastalığının önemli bir oranda olduğunu gösterdi. Özellikle kilosu olan, ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde gizli şeker hastalığı daha fazla saptandı.
Bu nedenle önerim açlık kan şekeri 90 mg/dl ve üzerinde ise (90-126 mg/dl arası) OGTT denilen şeker yükleme testinin yapılması ve şeker hastalığından korunmak için uygun beslenme ve yaşam tarzı değişikliğine hemen geçilmesidir.
HbA1c ve Gizli Şeker
Hemoglobin A1c kandaki şekerin kırızı hücreler (eritrositler) de bulunan hemoglobinle etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir protein. HbA1c ölçümü daha çok şeker hastalarında kan şekerinin son 3 ayda nasıl seyrettiği hakkında bilgi verir. Ancak yeni yapılan çalışmalar daha önceden şeker hastalığı olmayan bir kişide ölçülen HbA1c nin 6'nın üzerinde çıkmasının o kişide gizli şeker olabileceğini gösterdi. HbA1c 6'nın üzerinde çıkarsa mutlaka açlık ve tokluk kan şekeri yapılmalı veya doktorunuzun önersine göre şeker yükleme testi (OGTT) yapılmalıdır
Göbek Gizli Şeker habercisi
Kilo almak ve özellikle göbek bölgesinde yağlanma insülin direnci ve gizli şekeri olanlarda sık görülen bir durumdur.
Yağların göbek bölgesinde birikmesi iç organlar etrafında yağların arttığını gösterir. Eğer göbek çevresi 80 cm yi aşmaya başlamışsa sizde gizli şeker ve insülin dienci olma olasılığı yüksektir.
Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan birisi kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, acıkma ataklarına ve kilo almaya neden olur. Kandaki aşırı insülin kilo almanızın en önemli nedenidir. Bu nedenle kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak kilo vermenizi sağlamaktadır. Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat daha sonra bu görevini yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Pankreastan salgılanan insülin hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
Gizli Şeker Nedir?
Şeker hastalığı oluşmadan önceki safhaya gizli şeker denir. Bu kişilerin bir kısmında sadece açlık kan şekeri yüksektir, bir kısmında ise sadece tokluk kan şekeri yüksektir. Bir kısım hastada ise reaktif hipoglisemi denen yemek yedikçe kan şekerinin düşmesi vardır. Bu olayların temelinde insülin hormonunun iyi çalışmaması, pankreasdan glukagon hormonun fazla salgılanması, ve Glukagon like peptide denen ve bağırsaklardan salgılanan hormonların salınımındaki bozukluklar vardır. Ayrıca genetik ve çevresel etkenler de rol alır. Neticede pankreas beta hücreleri sayısı azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar.
Sadece açlık kan şekeri yüksekliği olanlarda genetik faktörlerin yani ailede şeker hastalığı olmasının, sigara içmenin ve erkek olmanın önemli rolü varken, sadece tokluk kan şekeri yüksekliği ise hareketsiz kişilerde, sağlıksız beslenenlerde, ve boyu kısa olanlarda daha fazla görülmektedir.
Ancak her iki durumda da insülin direnci, kilo, ailede şeker olması önemlidir. Her iki durumda pre-diabet yani gizli şeker durumudur. Bu durum kalp ve damar hastalıklarına neden olan ve sinsi bir şekilde organlarımızda hasar yapan bir durumdur. Bu nedenle şekerim sınırda diye aldırmazlık yapmayınız.
Açlık kan şekerinin 90 ile 126 mg/dl arasında olmasına ‘’Açlık Kan şekeri Bozukluğu’’ adı verilirken, kan şekerinin yükleme testi sırasında (75 gram glukozla yapılan şeker yükleme testinde) 2. saattte 140 ile 199 mg/dl arasında çıkmasına ise '‘ Şeker tolerans bozukluğu’’ veya ‘’Gizli Şeker’’ adı verilir. İşte hem açlık kan şekeri bozukluğuna hem de glukoz tolerans bozukluğuna ‘’Pre-Diabet’’ adı verilir. ‘’Pre’’ sözcüğü latince ‘’ön’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker hastalığının ön devresi demektir. Bu kişilerde düşük glisemik indekse dayalı beslenme ile (Gİ diyeti ile) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir.
Şeker Hastalığı Nasıl Gelişiyor?
Kilolu bir kişide şeker hastalığı 4 aşamada adım adım gelişir. Aşağıda verilen bu aşamaları her kişi fark edemez ve kan şekeri yükselince şeker hastası olduğunu anlar.
Bu aşamalar aşağıda verilmiştir:
1. Reaktif hipoglisemi (Kan şekeri düşüklüğü) evresi
Ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde 5-10 yıl önce yemek sonrası kan şekerinde düşmeler olmaya başlar. Bunu anlamak için şeker yükleme testi 3 veya 4 saatlik yapılır. 3. ve 4. saatte kan şekerini 80 mg/ dl’nin altına düşmesine hipoglisemi veya kan şekeri düşüklüğü diyoruz. Bu esnada terleme, çarpıntı, nabız ve bazen tansiyon yükselmesi görülür. Bu durumun nedeni insülin seviyesinin yenen yemek sonrası kanda hızla yükselmesi ve daha sonrası kan şekerini düşürmesidir.
2. Dönem: Açlık kan şekerinde bozukluk:
Açlık kan şekeri 90 ile 126 mg./dl arasında olduğu halde tokluk kan şekerinin normal olmasıdır.
3. Dönem: Tokluk kan şekerinde yükselme:
Tokluk kan şekerinin, yani yemek sonrası 2. saatte 140-199 mg/dl arasında olması durumudur. Bu duruma “gizli şeker “ hastalığı da denir. Bu hastalarda bir süre sonra şeker hastalığı gelişir.
4. Aşikar Şeker Hastalığı:
Bu dönemde şeker hastalığı ortaya çıkmıştır. Artık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksektir veya tokluk kan şekeri 2. saatte 200mg/dl’den daha yüksektir.
Aşırı Kilo Şeker Hastalığı Yapar:
Aşırı kilolu kişilerde Tip2 diabetes mellitus dediğimiz erişkin tipi şeker hastalığı oluşma riski normal kilolu kişilere göre 4 kat daha fazladır. Tip 2 diabetli hastaların %60-90’ı fazla kiloludır. Orta derecede fazla kilolu kişilerde normal kilolu kişilere göre şeker hastalığı görülme riski 30-40 kat daha fazladır.
Fazla kilolu kişilerde şeker hastalığı gelişimine neden olan 3 esas neden şunlardır:
1) kandaki insülin hormonunun yüksekliği ve etki gösterememesi,
2) kanda yağların fazla olması
3) yağ hücrelerinden şeker hastalığı yapan bazı hormonların fazla salgılanması neden olmaktadır.
Fazla kilolu kişilerde kan şekerini yükselten dört neden vardır. Bunlar:
1-Pankreasdan insülin salgısının azalması
2-Karaciğerden glukoz (şeker) üretiminin artması
3- Kan dolaşımında yağların artması
4-Kan şekerinin kas ve yağ dokusu tarafından hücre içine alınamamasıdır
Fazla kilolu olmanın şeker hastalığı oluşturması şu etkenlere bağlıdır:
1-Fazla kilolu olmanın derecesi: Fazla kilolulık derecesi arttıkça şeker hastalığına yakalanma riski artar.
2-Fazla kilolu olmanın süresi: Fazla kilolulık süresi uzadıkça şeker hastası olma olasılığı artar.
3-Vücut ağırlığının hızla artması: Birden hızla kilo alma şeker hastalığının ortaya çıkmasını kolaylaştırır.
4-Yağların vücutta biriktiği yer: Yağların mide ve iç organların etrafında toplandığı erkek tipi fazla kilolulık, şeker hastalığı yönünden daha büyük risk taşır ve bu tip fazla kilolular şeker hastalığına daha kolay yakalanırlar.
Fazla kilolu Kişiler Şeker Hastalığından Nasıl Korunur?
Fazla kilolu kişiler şeker hastalığı gelişimi önlemek için şu önlemleri almalıdırlar:
1-İdeal kiloya kadar zayıflamak.
2- İnsülin Direnci diyeti uygulamak:: Lifli sebze ve meyveyi fazla, unlu ve şekerli gıdaları az tüketmek, doymuş yağ yerine doymamış yağ yemek,
3-Egzersiz yapmak: Her gün en az 30 dakika yürüyüş yapmak
İnsülin Direnci Oluşumunda Beslenmenin Yeri
Yavaş sindirilen liften zengin besinlerin bizi şeker hastalığından koruması mümkündür. Lifli yani posalı gıdalarla beslenen kişilerde insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişme sıklığı azdır. Harvard Tıp Fakültesinden Prof. Willet’in yaptığı 30 yıllık bir beslenme ve hastalık ilişkisi çalışmasında tahıllı liflerden fakir ve glisemik yükleri yüksek besinlerle beslenen kişilerde tip 2 diyabet riskinin arttığı saptanmıştır. Tam tahıl yiyenlerde rafine yani işlenmiş tahıl yiyenlere göre şeker hastalığı daha az görülür. Bu yüzden beyaz ekmek yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek yemek çok büyük önem taşır.
Sebze ve meyve ile daha çok beslenmek, baklagilleri ve tam tahılları daha fazla tüketmek bizişeker hastalığından korumaktadır.
İnsülin hormonu sıvı yağ tüketenlerde daha iyi çalışmaktadır. Bu nedenle margarin gibi katı yağlar yenmemelidir. Omega –3 alımı şeker hastalığını önlemektedir. Omega 3 alımını artırmak için balık tüketimini artırmak gerekir.