|
PROLAKTİN HORMON YÜKSEKLİĞİ
Prof Dr Metin Özata
Özellikle prolaktin yüksekliği varsa mutlaka bir
ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.
Prolaktin hipofizden salgılanan ve süt hormonu olarak bilinen
hormondur. Prolaktin hormonu stres durumunda, göğüs duvarının hasarında
ve gebelikte kanda yükselir. Normalde kanda 15-20 ng/ml arasında
değişir.
Prolaktin hormonunun görevi süt salgısını başlatmak ve devam
ettirmektir. Gebelikte prolaktin yüksek olduğu halde süt salgısının
olmaması kanda artan östrojen ve progesteron hormonlarının süt
salgılanmasını önlemesi nedeniyledir. Doğumla birlikte bu hormonların
birden azalması süt salgılanmasını başlatır. Oksitosin isimli hormon da
sütün memeden çıkmasını sağlar. Prolaktin etkisiyle FSH ve LH hormon
salınımı azaldığından emzirme döneminde yumurtlama olmaz. Prolaktin
fazlalığı bazı hastalıklar yaparsa da prolaktin azlığının kadınlarda
adetleri bozduğu biliniyor. Erkeklerde prolaktin azlığının etkileri
bilinmiyor.
Hipofiz bezinden salgılanan prolaktin hormonunun aşırı salgılanması
durumuna tıp dilinde ‘’hiperprolaktinemi’’ denir.
Prolaktin yüksekliği her zaman hastalık nedeniyle olmaz. Gebelik,
stres, aşırı proteinli beslenme, meme başının uyarılması ve egzersiz de
prolaktin düzeyini artırabilir.
Kullanılan bazı ilaçlar da prolaktin düzeyini artırabilir. Özellikle
depresyon ilaçları, psikiyatrik hastalık tedavisinde kullanılan ilaçlar,
içinde verapamil olan tansiyon ilacı gibi ilaçlar, östrojen ilaçları
veya doğum kontrol hapları prolaktin düzeyinde artış yapabilir.
Hastalık nedeniyle prolaktin yükselmesi ise şu durumlarda görülür:
1)Hipofiz bezinde tümör olması: Eğer bu tümör prolaktin salgılıyorsa
buna ‘’prolaktinoma’’ adı verilir. Diğer hipofiz tümörlerinde de
prolaktin kanda artabilir.
2)Hipofizin travmaya uğraması
3)Hipofiz bezindeki sarkoidoz veya tüberküloz gibi hastalıklar
4)Hipofizin radyasyona (ışın tedavisine) maruz kalması
5)Tiroid bezi yetmezliği varsa prolaktin yükselir
6)Kronik böbrek yetmezliği ve siroz hastalığında da prolaktin yükselir
7)Bazen polikistik over sendromlu kadınlarda da hafif derecede
prolaktin yüksekliği olabilir.
Makroprolaktin Nedir?
Bazen prolaktin molekül yapısı bozuk olabilir. Bu durum varken
yapılan ölçümlerde prolaktin yüksek çıkar. Aslında bu yükseklik
molekülün bozuk olmasından kaynaklanır. Bir hastalık değildir. Bu
nedenle prolaktin düzeyi yüksek olan hastalarda makroprolaktin (diğer
adı big prolaktin) bakılmasında bu nedenle fayda vardır. Prolaktini
yüksek hastaların yaklaşık % 20’sinde makroprolaktin vardır.
Prolaktinoma ve Prolaktin Yüksekliğinin Neden Olduğu Şikayet ve
Bulgular
Hipofiz bezinde bulunan ve prolaktin salgılayan kanser
olmayan tümörlere ‘’prolaktinoma’’ denir. Bunların çoğu iyi huylu
tümörlerdir ve ilaç tedavisine cevap verir.
Prolaktinoması olan hastalarda prolaktin hormon yüksekliğine bağlı
olarak kadın hastaların % 30-80’ninde memeden süt gelmesi (tıp dilinde
buna ‘’galaktore’’ denir), adetlerde azalma veya olmaması, çocuk
olmaması, libido (cinsel istek) azalması, vajinal kuruluk, sıcak
basması, ağrılı cinsel ilişki, tüylenme ve kilo artışı oluşur. Bu
şikayetlerin çoğu yüksek prolaktin nedeniyle yumurtalıktan östrojen az
salgılanmasına bağlıdır. Erkek hastalarda ise testosteron azalması,
empotans, vücut kıllarında azalma, testislerde yumuşama, sperm
sayısında azalma ve memelerde büyüme (tıp dilinde ‘’jinekomasti ‘’
denir) görülebilir. Bazı erkeklerde enerji azalması, kas kitlesinde
azalma ve kan sayımında azalma olur. Hipofizdeki tümörlerin % 30-40’nı
prolaktinoma oluşturur ve kadınlarda daha sık görülür. Hastalarda kemik
erimesi de görülebilir.
Hipofizdeki tümörün çapı önemlidir. Çapı 1 cm den büyük ise buna tıp
dilinde ‘’makroadenom’’ denir ve prolaktinomaların çoğu mikroadenomdur.
Bu tümörler göz sinirine bası yapabilir. Bu nedenle önem taşır. Çapı 1
cm’den küçük ise bu tümörlerte ‘’mikroadenom’’ denir. Özellikle
kadınlarda tanı konulduğunda prolaktinomaların büyük çoğunluğu
mikroadenom halindedir yani çapı küçüktür. Erkeklerde ise tanı
konulduğunda prolaktinomalar genellikle makroadenomlar halinde yani
çapı 1 cm’den büyüktür ve göz sinirine baskı yapabilir.
Çapı büyük olan tümörlerde baş ağrısı vakaların %50’sinde
görülebilirken, tümörün etkisiyle diğer hipofiz hormonlarında
oluşabilecek eksikliklere bağlı şikayetler olabilir.
Uzun süre tedavi edilmemiş prolaktin yüksekliğinde FSH ve LH
hormonları az salgılanacağından ve prolaktinin etkisiyle kemik erimesi
olabilir.
Prolaktini hafif yüksek kadınlarda yumurtlamada bozulma ve çocuk
olmasında zorluk olabilir.
Teşhis:
Teşhis için kanda prolaktin düzeyi ölçülür. Hafif yükseklik varsa
tetkik tekrarlanabilir. İlaç kullanımı özellikle araştırılmalıdır.
Prolaktin düzeyinde yükseklik varsa bunun tiroid yetmezliğinden
kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için tiroid hormonlarına bakılır.
Kanda üre, kreatinin, karaciğer testleri yapılabilir. Kadınlarda
gebelik testi de yapılmalıdır. Hipofizde tümör olup olmadığını anlamak
için hipofiz MR tetkiki, yoksa tomografi yapılabilir. Hipofizde tümör
varsa hipofizin diğer hormonları incelenebilir. Büyük tümör varsa görme
alanı yapılır.
Tedavi
Prolaktin yüksekliği olan hastalarda ilaç tedavisi yapılır. Doktorunuz
size uygun ilacı verecektir. Bu ilaçlar, içinde cabergolin veya
bromokriptin olan ilaçlardır. Bu ilaçlarınen sık rastlanan yan
etkileri; bulantı, tansiyon düşmesi, halsizlik, nadiren depresyon ve
kabızlıktır. İlacın dozunu yavaş artırarak ve gece yatarken alarak yan
etkiler azaltılır.
İlaç tedavisiyle hem prolaktin normale gelir hem de tümör küçülür.
En az 2 yıllık tedavi sonrasında, tümör boyutlarında en az
%50’ lik küçülme sağlandığında mikroadenomu olan hastalarda cabergoline
ya da bromokriptin dozu yavaşça azaltılarak hasta değerlendirilir.
Tümör büyükse tedavi kesilmez.
Gebelik isteyenlerde bromokriptin ilacı tercih edilmektedir.
Gebelik sırasında mikroadenomun büyüme riski % 1
civarındadır. Şikayet olmadıkça bu hastalarda görme alanı ya da
prolaktin düzeyi takibine gerek yoktur. Yine laktasyon (emzirme)
döneminde tedaviye ara verilmelidir. Makroadenomu olan ve gebe kalan
hastalarda ise tümör büyükse görme alanı ile takip edilir.
İlaç tedavisini tolere edemeyen, tedaviye dirençli ya da gittikçe
büyüyen makroadenomu olanlarda cerrahi tedavi (ameliyat) düşünülmelidir.
|