BÖLGESEL ZAYIFLAMA
Bölgesel Zayıflama genel zayıflama programlarından ayrı düşünülemez. Ancak bölesel fazla yağlar için bazı egzersizler faydalı olabilir.
Fazla kilolardan kurtulmanın ilk yolu sağlıklı ve
dengeli beslenmek ve egzersizi artırmaktır. Zayıflayacağım diye aç
kalmak, çok az veya dengesiz beslenmek, öğün atlamak, kahvaltı yapmamak
ve tek gıdaya dayalı yanlış diyet veya beslenme alışkanlıkları,
vücudunuzda birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi,
verilen kiloların hemen geri alınmasıyla sonuçlanır. Önemli olan, günlük
kalori alımını, vücudun temel besin ihtiyacını karşılamayı göz ardı
etmeden, sağlıklı ve dengeli bir şekilde ayarlamak ve bunu sürdürmektir.
Burada yapmamız gereken akılcı gıda seçimidir ve bunun yolu da glisemik
indeksi düşük olanları tercih etmektir.
Zayıflamak ve yaşamınızı sağlıklı bir kiloda
sürdürmek istiyorsanız piyasadaki bilimsellikten uzak diyet kitaplarına,
internetteki sıradan diyet listeleri veya zayıflama metotlarına fazla
rağbet etmemenizi, öncelikle Gİ diyetini öğrenmenizi öneriyorum.
Zayıflama yapan mucizevi ilaç veya diyetler peşinde koşmayınız. Böyle
bir yöntem veya ilaç şu an dünyada yoktur. Bu tür yöntemlerle
başlangıçta belki biraz kilo verirsiniz ancak daha sonra yine kilo
alırsınız.
Glisemik indeks (Gİ), karbonhidratların kan şekerini
yükseltme gücünü gösteren bir kavramdır. Önceleri şeker hastaları için
geliştirilmiş ise de daha sonra yapılan bilimsel çalışmalar glisemik
indekse dayalı beslenmenin kilo kontrolü sağladığı ve kronik
hastalıklardan bizi koruduğunu ortaya koymuştur. Zayıflamak ve sağlıklı
olmak için’’Gİ diyeti’’ dediğimiz bu beslenme tarzının herkese faydalı
olacağı açıktır. Özellikle kilo vermek isteyenler, atıştırma atakları
olanlar, reaktif hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğü olanlar,
şeker hastaları ve metabolik sendromu olanların mutlaka bu şekilde
beslenmesi gerekir.
Kalıcı ve başarılı zayıflamanın temel kuralı yaşam
tarzı değişikliği yanında beslenme değişikliği yapmaktır. Diyetlerle
kilo verilip tekrar alınmasının başlıca nedeni yaşam değişikliği
yapmamak veya eski beslenme alışkanlıklarını tekrar başlamaktır.
Erişkin yaşlarda kilo almaya veya obeziteye neden
olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir. Bunun dışında
yaşın ilerlemesiyle de kilo almaya başlarız. Kadınlar için kilo
alımının en fazla olduğu dönemler gebelik, emzirme ve menopoz
dönemleridir. Kadınlarda doğum sayısı arttıkça kiloların da arttığı
gözlenir. Tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi),
reaktif hipoglisemi denilen kan şekeri düşüklüğü, böbreküstü bezinin
aşırı kortizol üretmesi ve yumurtalıklardaki kistlerle karakterize
polikistik over hastalığı gibi hormon bozuklukları da kilo alımının
önemli nedenleridir.Evlendikten sonra düzenli yeme döneminin
başlaması veya sigarayı bırakınca iştahın artması da kiloyu artıran
olaylardır. Suyun az içilmesi, aşırı alkol kullanımı, depresyon ve bazı
psikolojik sorunlar, emeklilik ve gece vardiyasında çalışmak gibi, bazı
sosyal ve psikolojik nedenler kilo alımında önemli etkenlerdir. Anne ve
babamızdan aldığımız genetik yük de kilo alımının önemli bir nedenidir.
Anne ve babanın fazla kilolu olması veya şeker hastası bir anneden
doğmak da kilo alma açısından risk anlamına gelir.
Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da
önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
- Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az
çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak
- Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak
- Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek
yemek
- Üzüntü ve sıkıntılı durumda
aşırı yemek yemek
- Çok fazla yemek
yemek
- Ziyaret ve davetlere sık
katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek
- Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler
yemek
- Az su içmek
- Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek
Hormon Bozukluklarına Bağlı Fazla kiloluluk:
Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir
nedenidir. Fazla kilolu bir kişide bu hormon hastalıklarının olup
olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon
hastalıkları, sıklıkla tiroid bezi yetmezliği veya böbreküstü bezinin
aşırı çalışmasıdır.
Tiroid bezi boynumuzda bulunan, kelebek şeklinde bir
salgı bezidir ve metabolizmamızı kontrol eden tiroid hormonlarını
salgılar. Tiroid hormonlarının T3 ve T4 olmak üzere iki tipi vardır. Bu
hormonlar az salgılandığında, hipotiroidi dediğimiz hastalık
oluşur, metabolizma az çalışır ve sonunda kilo alınır. Tiroid ameliyatı
geçirenlerde, Hashimoto tiroiditi denen tiroid hastalığı olanlarda ve 50
yaşından sonra kadınların çoğunda tiroid bezi yetmezliği gelişir. Bu
kişilerde halsizlik, yorgunluk, el ve yüzde şişme, unutkanlık, kan
yağlarında yükseklik ve en önemlisi kilo alma olur. Fazla kilolu
kişilerde mutlaka tiroid hormon tetkiklerinin yapılarak tiroid bezinin
az çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Tiroid bezi yetmezliğinin
tedavi edilmediği fazla kilolu kişilerde kilo vermek çok zordur. Bu
hastalarda tiroid hormonu tedavisiyle TSH hormon düzeyinin normal
sınırlarda olmasının sağlanması gerekir.
Reaktif hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğü
kilo alımının ve kilo verilememesinin önemli nedenlerinden birisidir. Bu
kişilerde yemek sonrası kan şekeri düşer ve arkasından tatlı yeme
isteği oluşur. Bu nedenle yapılan tatlı atıştırmaları kilo alımına neden
olur. Pankreas bezinden aşırı insülin hormonu salgılanması ile kendini
gösteren insülin direnci denilen hastalıkta kanda yüksek miktarlarda
bulunan insülin hormonu kan şekerinde düşmeler yaparak kilo alımına
katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle zayıflayabilmek için bu yüksek insülin
düzeylerinin azaltılması gerekir. Bazı ilaçlar, kilo verme ve spor
yapmak insülin hormonunu azaltarak kilo vermeye ilave katkıda bulunur.
İnsülin hormonu yüksek kişilerde zayıflama olsa bile tekrar kilo alımı
olmaktadır.
Böbreküstü bezinin aşırı çalışması durumunda bu
bezden fazla miktarda kortizol hormonu üretilir. Kortizol
hormonunun fazlalığı ise, vücutta özellikle karın ve ensede yağ
birikimine ve fazla kilolulığa neden olur. Bazı hastalıkların
tedavisinde kullanılan kortizon ilacı da aynı mekanizma ile kilo
alınmasına neden olmaktadır.
Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir
hormon hastalığı da polikistik over sendromu denen ve
yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile kendini
gösteren hastalıktır. Bu kadınların önemli bir kısmında fazla kilo ve
şeker hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla kilolu
olmanın bir arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların incelenmesi ve bu
hastalığa yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu şekilde tedavisi
yapılmayan kadınların zayıflaması zordur.
Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin
hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon
bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden
salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu
salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo
alımı olur.
Yukarıda belirtildiği gibi zayiflamak için önce altta
yatan nedeni yani hormon bozukluğunu saptamak gerekir. Diyet yapmadan
önce bir Endokrin uzmanına başvurunuz.
KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, Kişiye Özel kalıcı Zayıflama
Rehberi, Gürer yayınları, 2009
2.  |
|